Çarşamba, Mayıs 10, 2017

BİR İNSANIN DUASINDA OLABİLMEK




Ne büyük bahtiyarlıktır bir insanın duasında olabilmek...Eğer bir insan dua ederken bizi hatırlıyorsa , bize gerçekten değer veriyor demektir.Bizi sadece dünya için değil, ötelerin ötesi için de seviyor,orada da bizimle birlikte olmayı diliyor demektir.

Değer vermek ve sevgi...Benim için çok önemli iki duygu...Bunu düşünürken bir Hadis-i Şerif düşüyor aklıma :


 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:


Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:


“Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:


– Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder.Göktekiler de o kimseyi severler. 

Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır."


Ya Rabbim! Bu Hadis-i Şeriften anlıyorum ki, her şeyin başı senin sevdiğin bir kul olabilmek...İnsan tanıdığını sever, tanıdıkça sever...Seni hakkıyla tanıyabilmeyi ,seni her şeyden çok ve  layıkıyla sevebilmeyi ve senin tarafından sevilen bir kul olabilmeyi nasip eyle bizlere.


Bu fitne döneminde insanların ağzından güft-ü gûdan başka bir şey dökülmüyor.Kalpler öyle kararmış,vicdan öylesine ölmüş,merhamet öylesine kaybolmuş ki, anneler bile evlatları hakkında kötü konuşabiliyor.

Ebu Hüreyre’den nakledildiğine göre Peygamberimiz (asv) şöyle buyurdu:

“Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.”(Hâkim,1/93).
Dalalete düşmemek için iki dayanağımız var. Ve bakın Kur'an-ı Kerim'de ne deniyor:

“Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir”(Hucurat, 49/12)

O iki dayanağın diğeri olan Hadis-i Şerif'te ise şöyle buyuruyor Efendimiz (s.a.v.) 

(Ey Kâbe!) Sen ne güzelsin ve senin kokun ne güzeldir. Senin azametine ve senin kutsallığının azametine hayranım. Muhammed’in canı (kudret) elinde olan Allah’a yemin ederim ki, müminin hürmeti Allah katında senin hürmetinden şüphesiz daha büyüktür. Müminin malı, kanı ve hakkında hüsnü zanda bulunma kutsallığı (seninkinden üstündür)” (Buhari, Edeb, 57, 58; Müslim, Birr, 28-34; Ebu Davud, Edeb, 40-56)

Bunları okudukça kendimi ve tüm islam alemini uçurumun kenarında hissediyorum.Düşmeyelim diye bizi sıkı sıkı tutan iki ipi;gaflet bıçağıyla kesip duruyoruz,koptu kopacak.


Şu an ki ahvalimiz tam da Mehmet Akip Ersoy'un dediği gibi:

Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, her yerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş



Bu halden, bu gece hürmetine,KURTAR BİZİ YA RAB...

Allahım! Boynumu büküp, tüm acizliğim ve fakirliğimle ellerimi sana açıyor ve senin En Sevgilinin (s.a.v.) kelimeleriyle sana yalvarıyorum:


Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duaları: 


"Allahım! Sen Meliksin, senden başka hiçbir tanrı yoktur. Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum. Kendime yazık ettim, günahımı itiraf ediyorum. Tüm günahlarımı bağışla! Senden başka günahları bağışlayan yoktur. 

Beni ahlâkın en güzeline ilet! Ahlâkın en güzeline ancak sen iletirsin. Ahlâkın kötüsünden beni uzaklaştır! Ahlâkın kötüsünden başkası değil, ancak sen uzaklaştırırsın! 
Allahım! Önceden yaptıklarımı, sonraya bıraktıklarımı, içimde gizlediklerimi, açığa vurduklarımı, aşırı davranışlarımı ve benim hakkımda benden daha iyi bildiklerini, ne olur benim için bağışla! 
Mukaddim de sensin,Muahhir de sen!Senden başka hiçbir tanrı yoktur!"

"Allahım! Günahlarımın tümünü, küçüğünü, büyüğünü, ilkini, sonunu, gizlisini, açığını bağışla!"

"Allahım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Senin üzerine övgüyü bir bir saysam bitiremem. Sen, kendi büyük ve yüce zâtını nasıl övdüysen, öylesin." 


"Allahım, kalblerimizi hayır üzere kaynaştır, aramızı bul, bizi kurtuluş yollarına ilet ve bizi karanlıklardan kurtarıp nura kavuştur! 
Açık, gizli tüm hayasızlıklardan bizi uzaklaştır! Kulaklarımızı, gözlerimizi, kalblerimizi ve eşlerimizi bizim için mübarek eyle! 
Tevbelerimizi kabul eyle! Sen tevbeleri çokça kabul eden ve sınırsız merhamet edensin!
Nimetine karşı bizi şükredenler kıl, bize bolca verip, nimetlerini tamamla!" 


"Allahım! Yalnızken de, insanlar içindeyken de, senden korkmayı dilerim. Rıza ve öfke hâllerimde de, senden ihlas kelimesini dilerim. 

Fakirlikte ve zenginlikte tutumlu olmayı dilerim. Senden, bitmeyen nimeti isterim. Senden, kazadan sonra rızayı isterim. Senden, kesilmeyen göz aydınlığı dilerim. 
Senden, ölümden sonra güzel bir hayat dilerim. Cemâline bakmak ve sana kavuşmak lezzetini dilerim.
Kimsenin zararına uğramamayı ve saptırıcı fitneye düşmemeyi dilerim. 
Bizi îman süsü ile süsle! Bizi doğruya eren ve doğru yolu gösterenlerden eyle!" 
 
"Allahım! Kabir azabından, Mesihi Deccal fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnesinden ve günah işlemekten ve borca batmaktan sana sığınırım." 

"Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Rahmetinle beni bağışla! Bana merhamet eyle! Çünkü sen Gafûr ve 
Rahîmsin." 


Buhari, Müslim ve Tirmizi'den  alınan Hadis-i Şerifler bunlar...Efendimizin (s.a.v.) Lal-ü güher dudaklarından duadan başka bir söz dökülmemiş ki...Rabbim , senin En Sevgiline benzemeyi nasip et bizlere...


 Ne olur bu mübarek Berat Gecesi hürmetine bizlere islamda derinlik ve samimiyet nasip et ve bizleri bir an önce istediğin kıvama getir...Bahtına düştük, estağfirullah,hep senin huzurunda, bahtındaydık zaten ama kalınlaştıkça kalınlaşan gaflet perdesi seni görmemize engel oldu hep...Ne olur gözlerimizi hakikate aç ve kalplerimize hakikati duyur ve ne olur bırakma bizi...

AMİİİN...

Salı, Mayıs 09, 2017

ATEŞTEN GÖMLEK




"Güvenmek" dedi kadın ,"bir ilişkideki en önemli unsurdur." Kahkahalarla güldü adam içinden ve yine içinden "Ne ilişkisi"dedi.

"Sevildiğimi sanıyordum." dedi kadın...Adam sustu...


"Yaşadığımı sandığım her şey yalan mıydı?" diye sordu kadın ...Adam yine sustu...


"Seni gördüğüm ilk gün,ateşten bir gömlek giydim ben ve o günden beri yanıyorum.Artık bu gömleği çıkarmalıyım üzerimden." dedi kadın ...Ve adam yine sustu...


Anladı kadın...Bu suskunluk onu üzmemek için değil ona değer verilmediği içindi...Umurunda değildi adamın."Yazık" dedi bu kez o da içinden..."Hayatımda ilk kez yaşadığım o muhteşem his ziyan olmuş...Yazık etmişim layık olmayana harcadığım için..."


Yıllar öncesiydi.Hani bazen insan, hayatına bir yön vermek için, bir düzene sokmak için domino taşlarını dizer gibi itinayla uğraşır durur da,  sonra ; densizin biri gelip ilk taşa dokunuverir...Sonra tüm taşlar birbiri ardına yıkılıp gider,durduramazsın.Sadece bir köşeye çekilir izlersin.Kalabalıkta annesini kaybetmiş küçük bir çocuk gibi hissedersin kendini...Ne yapacağını , nereye gideceğini bilmeden öylece kalakalırsın.Soluksuz kalırsın,nefes alamazsın...Yaşamak mı daha zor, ölmek mi kestiremezsin...İşte tam da böyle bir zamanda karşılaşmışlardı.Tutuvermişti elinden ve çekip çıkarmıştı onu bu ruh halinden...


Sonrası...Bir süre bayram yeri yüreği...Ve ardından cehennem azabı gibi bir özlem...Aylarca süren yok oluş, sessizlik,yalnızlık...


Bazılarının "Tesadüf" ama inançlı insanların "Tevafuk" dedikleri olaylar silsilesi...Farkedilen yalanlar...Bu kez öncekinden daha beter bir yıkım...


Bir gecenin karanlığında gözyaşları eşliğinde aydınlığa çıkış...Ve o muhteşem his..."ALLAH BENİ SEVİYOR.Kimse sevmese de , kimse değer vermese de ,Rabbim beni seviyor..."

O andan sonra, başından geçen her olay daha bir anlamlı olmuştu...Kendisini dibe çektiğini zannettiği her acının, aslında onu merdiven basamaklarından teker teker yukarı doğru çıkardığını o gece farketti.

Üzerindeki "Ateşten Gömleğin"gerçek sahibini bulduğunda ateşe kalkan olacağını da ,yine o gece ikrar etti...

ELHAMDÜLİLLAH....   




Salı, Mayıs 02, 2017



kelimeler...
dertdaşım, sırdaşım, arkadaşım
ağladıkça sığındım aranıza
kelimeler...
şu hayat yolundaki tek yoldaşım
ah yine düştü/m sizin ardınıza


anlattım derdimi  sizinle bir bir
aktı gözyaşlarımla ruhumdaki kir
arındım diyemem aksın bu nehir
çağlasın mısra mısra sazınıza


doldum artık taşma zamanı geldi
suskunluk boğazımı sıkan bir eldi
birikmiş sözlerim heybemi deldi
şimdi gelip oturayım mı  tahtınıza


bilmem ki vakti geldi mi sözün
artık dolmadı mı çilesi gözün
sükut, haykırışıdır yaralı özün
yoksa sükut mu düşsün bahtınıza

Cuma, Eylül 23, 2016

TÜKENMİŞLİK ANATOMİSİ



 Filmlerdeki gibi...Hani adam geçer daktilonun karşısına,zihnine hücum eden binlerce cümleyi sıraya dizmek ister..Parmakları daktilonun tuşlarında,ama bir türlü yazmaya başlayamaz..Çünkü çok kalabalıktır aklı.Her nörondan ayrı bir ses gelmektedir.her sinapstan ayrı bir acı.Ve saatler geçer daktilo başında tek kelime yazmadan.

Yazamıyorum zanneder, tükendim zanneder. Tıpkı şu anda benim "Heybeme doldurduğum tüm güzelliklerin ziyan olduğunu, tükendiğini" düşündüğüm  gibi...

Tükenme hissi çok acıtıyor canımı...Duyguları tükenmemeli insanın...Üzülmeli, sevinmeli,hüzünlenmeli,mutlu olmalı acımalı,kızmalı,sevmeli,nefret etmeli,merhamet duymalı acımasız olmalı...Kısacası insan olmalı...

Neyim ben???...Bir zamanlar hazin hazin inleyen bir ney/dim ben...Peki şimdi??? Sadece bir madde , sadece bir cisim miyim ben?İçimdeki boşluk gözyaşı dolu...Taştı taşacak...Ya Rab!.Ne zaman bu tekerlek bu tümseği aşacak???

Yağmurlu havaları severdim eskiden...Bin şiir dökülürdü yağmuru izlerken yüreğimden...Şimdi gördüğüm şey sadece kara bulutlar...onlar da içimdeki sıkıntıyı o/na katlar.

Epeyce düşündüm parmaklarım klavyenin tuşlarında beklerken...Neydi beni bunca karamsarlaştırıp üzen???Ve cevabı buldum sonunda : VEFASIZLIK...

Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul


Hissetttiğim bin yıllık çileymiş meğer...Heybemi yeniden dolduracaksa çekmeye değer....


Cuma, Nisan 03, 2015

FİRARİ





Kalem diyor" Yaz"


Kalbim diyor "Dur"


Gönlüm diyor "Yaşat"


Aklım diyor "Vur"


Çıkamadım içinden


Bırakmadı bu gurur


Şimdi ruhum firari

Hayalleri savurur

Perşembe, Ocak 22, 2015

TEK GERÇEK

Bu dünyada tek gerçek var ey gafiller duyun!
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun....

ÖFKE SIZINTISI

İçimde dindiremediğim bir öfke var bugün.

Sevginin kıymetini bilmeyenlere...

Kalp kırmayı "dobra dobra konuşabilmek cesareti "olarak gören zavallılara...

Ve suskun zalimlere...Bazen sessiz kalmanın en büyük işkence olduğunu bilemeyip,iyilik yaptığını zannederek susan zulûmdârlara...

Yok mudur Allahaşkına bu ikisinin ortası.İnsan sakince ,kırmadan ,dökmeden duygularını düşüncelerini ifade edemez mi karşısındakine...Cenab-ı Hak Hz Musa (a.s.) firavunla konuşmaya giderken diyor ki "Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitab edin.." (Taha-44) 
Kur'an-ı Kerimde namaz emredilmiş,oruç emredilmiş,zekat emredilmiş, haç emredilmiş...Yukardaki ayaette gördüğünüz gibi firavun gibi bir zalimle konuşurken bile "tatlı ve yumuşak bir tarzda hitap etmek" de emredilmiş.

Ey Allah'ın kulları...Karşınızdaki insanla konuışurken "höt, höt" ettiğinizde vicdanınız rahatsız olmuyor mu? İçiniz sızlamıyor mu? Hele o insan size sizin gibi karşılık vermiyorsa U-TAN-MI-YOR-MU-SU-NUZ söylediklerinizden.

İnsan olmak bir sanattır.Ve bu sanatın tüm incelikleri yüce kitabımız Kur'an-ı Kerimde mevcuttur.Hariçten gazel okuyan lafazanlar! Açın Kur'an okuyun...

Küfretmek ; derdini anlatacak kelime hazinesine sahip olmayan zavallı mahluklara özgü bir şeydir.

Hep birlikte onlara acıyalım...VESSELAM...

Pazartesi, Aralık 08, 2014



Yüreğimin cephaneliğine damlıyor hep gözyaşım


Her damlada infilak...Bitmez benim savaşım...

EY DİDEME RAM SALAN DİL-İ RUŞEN GÜL BANA


GÖNLÜME HER DEM DALAN BEKLETME DE GEL BANA

Salı, Eylül 02, 2014

BEKLETME

Hasretin girdabında kıvranırken her gece
Gönül derdime ilaç ; bekletme de gel bana

Yüreğimde birikti senin için bin hece Kelâm sultanına taç ; bekletme de gel bana


Günlerim senden yoksun geçiyorsa kayıptır İçimdeki sevdayı haykırmazsam ayıptır


Azatlığım için günlerimi sayıp dur Ömür fermana muhtaç ; bekletme de gel bana


Sevda dilencisi bir garibin son sözleri Hicrânla ağlar durur uyku bilmez gözleri


Her "Ahh!" ile savrulur sonsuzluğa közleri İnsaf et sineni aç ; bekletme de gel bana


Gel ey güzel ölüm.....